Ataşehir Avukat Uncategorized

Bu yazıda çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri olan iş kazalarını çeşitli yönleriyle ele alacağız. Öncelikle iş kazasının farklı otoriteler tarafından yapılan tanımlarına, iş kazası sonrasında yapılması gerekenlere, iş kazasında işverenin sorumluluğuna, iş kazası sonrasında açılabilecek dava türlerine temas edeceğiz.

İş kazaları, bir işin yapımı veya yürütülmesi sırasında ortaya çıkan tehlikeli durum ve davranışların zaman ve mekan şartlarında bir araya gelmesinden kaynaklanan ve istenmeyen olaylardır. Bu olaylar, ölüm, yaralanma ve hastalık ile çeşitli hasar ve zararlar olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü ise iş kazası nedir sorusuna şöyle bir tanım getirmektedir: Önceden planlanmamış, çoğu kez kişisel yaralanmalara, makinaların, araç ve gereçlerin zarara uğramasına, üretimin bir süre durmasına yol açan bir olay.

İş Kazası Sonrası Yapılması Gerekenler

İş kazasına uğrayan çalışana öncelikle ilk yardım yapılmalıdır. İşyeri hekimince yapılacak ilk müdahalenin ardından çalışan, en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.

İş kazası sonrası yapılması gerekenler, çalışana yönelik tıbbi müdahalelerden ibaret değildir. İş kazasına tanık olanların ayrıntılı ifadelerinin alınmasının ardından iş kazası tutanağı düzenlenmeli; işveren veya vekili ile görgü tanıklarına imzalatılmalıdır. İş kazası, olayın meydana geldiği yerin kolluk birimine (polis veya jandarma) yazılı olarak, acil hallerde ise sözlü olarak bildirilir. Kazadan sonraki 2 iş günü içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili bölge müdürlüğüne yazılı bildirim yapılmalıdır. Kazadan sonraki 3 iş günü içerisinde SGK’ya ve il sigorta müdürlüğüne yazılı olarak iş kazası bildirimi yapılmalıdır. Ağır yaralanmalı veya ölümlü iş kazaları savcılığa intikal etmişse, savcılıkça istenen belgeler hazırlanarak bu makama gönderilmelidir.

İş Kazasında İşverenin Sorumluluğu

Yukarıda sayılan bildirim yükümlülükleri işverene ait yükümlülüklerdendir. Ayrıca işverenin iş kazasından doğan hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumluluğun sınırları mevzuat ile çizilmediğinden öğretide tartışmalı bir konudur ve Yargıtay içtihatları ile şekillendirilmektedir. İş kazasında işverenin sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir.

İş kazasının meydana geldiği bir işyerinde işverenin öncelikli hukuki sorumluluğu, kusur sorumluluğudur. Bu sorumluluğunun doğabilmesi için kusurun yanı sıra hukuka aykırılık, zarar ve nedensellik unsurları da gerçekleşmiş olmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği açısından kusur, işverene sözleşme veya mevzuat tarafından yüklenen yükümlülüklere aykırı davranılmasıdır.

Bir iş kazasında işverenin kusursuz sayılabilmesi için iş sağlığı ve güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirleri alarak uygun çalışma ortamı hazırlamış olması gerekir. Yine işverenin iş sağlığı ve iş güvenliği araçlarını noksansız bulundurması, işçileri bu anlamda denetlemesi ve sair yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi lazımdır.

Kusursuz sorumlulukta işverenin bir iş kazası nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması aranmaz. İş kazası ile ortaya çıkan sonuç arasında uygun illiyet bağı varsa işveren sorumlu tutulabilir ve başka koşul aranmaz. Kazadan zarar gören çalışanın da işverenin kusurunu ispat etmesine gerek kalmaz.

İş Kazası Raporu

İş kazası raporu denildiğinde akla üç farklı rapor gelebilmektedir. Bunlardan biri iş kazasına maruz kalan çalışanın doktordan aldığı istirahat raporudur. Bu rapor, iş kazasına maruz kalan çalışanın işe gidemediği günlerde devamsız sayılmamasını sağlar. Ayrıca SGK tarafından ödenen ve geçici iş göremezlik ödeneği adı verilen rapor parasının alınabilmesi için gereklidir.

İş kazaları neticesinde tutulan bir başka rapor ise işveren ve işyeri ile ilgilidir. SGK müfettişlerince yürütülecek tahkikatta sunulmak üzere iş kazasına sebep olan makina ve ekipmanın kontrol raporu hazır edilir. Yine, çalışan için tanzim edilen “ağır ve tehlikeli işlerde çalışabilir” raporu da tahkikatta sunulmak üzere hazır edilir.

Son olarak iş kazalarının tespiti amacıyla düzenlenen iş kazası tutanağı da iş kazası raporu olarak adlandırılabilmektedir.

İş Kazası Davası

Bir iş kazası meydana geldiğinde, bu iş kazasına bağlı olarak kazazedenin ve SGK’nin açabileceği çeşitli davalar bulunmaktadır. İş kazası davası denildiğinde maddi ve manevi tazminat davası başta olmak üzere tespit davası, itiraz ve rücu davaları anlaşılır.

SGK müfettişleri tarafından iş kazasının tespiti amacıyla tutulan rapor, SGK tarafından iş kazası olarak değerlendirilmeyebilir. Böyle bir durumda kazazedenin yapması gereken iş kazası tespit davası açmaktır. Tespit davası lehine sonuçlandığı ve kesinleştiği takdirde çalışan, işverene karşı tazminat davası açabilir. Ayrıca çalışan, müfettişlerce hazırlanan iş kazası raporu lehine sonuçlandığı takdirde de tazminat davası açabilecektir.

İş kazası nedeniyle tazminat davası, iş kazaları neticesinde sıklıkla karşılaşılan bir dava türüdür. Maddi ve manevi tazminatın yanı sıra iş göremezlik ve destekten yoksun kalma tazminatı için de dava açılabilecektir.

İş Kazası Dava Açma Süresi

İş kazalarına bağlı olarak açılan tazminat davaları, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl; her halde iş kazasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Tespit davalarında ise iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık süre öngörülmüştür.

Ceza hukuku anlamında konusu suç teşkil eden bir iş kazası için ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüş olabilir. Bu durumda iş kazası dava açma süresi, ceza kanunlarında öngörülen zamanaşımı süresi kadardır.

17 Ağu, 2016

Ataşehir Avukat

Ataşehir'de bulunan hukuk büromuzla Ataşehir Avukat olarak aşağıdaki hizmetleri vermekteyiz. Lütfen sizde iletişime geçerek bizden bilgi alabilirsiniz. Ataşehir Avukat Ölüme Bağlı Tazminat Davaları Ataşehir Avukat Kamulaştırma Kamulaştırmasız El Atmaya Bağlı Tazminat… Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.